1 Aralık 2016 Perşembe

Sherlock'la uyanmak...

“Hadi kalk Jasmin…”
“Haaa… Nereden kalkacağım. Hem neden bana Jasmin diyorsun? Aaaa Sherlock… Sherlock Holmes…”
“Bunun için biraz geç kalmadın mı? Hadi Miles’ı da al ve buradan gidelim. Görmüyor musun dünya tehlike altında…”
“Dünya… Miles… Shop and Miles mı? Aman Allahım saçmalıyorum. Hem de öyle böyle değil… Ha şimdi anladım. Bu bir rüya… Yanımdaki Sherlock Holmes… Çoook da yakışıklı… Dizisinde gördüğümüzden daha uzunmuş. Sorsam mı acaba Miles kim diye?”
“Anlıyorum şoka girdin. İstiyorsan sana bir tokat atayım.”
Bütün bu saçmalamanın ardından yüzüme gelen sert tokatla kendime geldim. Rüyadaki bir tokat insanın canını bu kadar acıtır mı yahu?

24 Mart 2016 Perşembe

#mecnunsokakta


Ben… Sen… Biz olacaktık.
Sonra “O” çıktı karşına…
Siz oldunuz.
Ben öznesiz kaldım..
#mecnunsokakta

Yağmurun altında, hızlı hızlı adımlarla yürüyordu. Sadece önüne odaklanmıştı. Bir de kafasındakilere… Yaklaşık bir ay önce görmüştü o dizeleri yıkılmak üzere gibi duran duvarın üstünde… Böyle şiirler görmeye alışıktı. Şiirsokakta hareketi başlayalı beri her yerde yağdı yağmur çaktı şimşek tarzı dizeler görüyordu. Ya da ünlü şairlerin dizelerine rastlıyordu… Ama bu… Bu farklıydı… Hem hissettirdikleri, hem de imzası… Şiirsokakta yazmıyordu. Mecnunsokakta yazıyordu. Ah bir yazarken yakalayabilseydi o Mecnun’u…

22 Haziran 2015 Pazartesi

3 günlük bir şey işte

Cep telefonu ısrarla çalıyor. Kulağım duyuyor ama beynim açmam gerektiğini algılamıyor sanki… Neden sonra açmaya karar veriyorum ama masam o kadar dağınık ki telefonu ararken kağıtlar havada uçuşuyor, zımbalar yerlere düşüyor, dağılıyor. Ve evreka… Sonunda telefonu buluyorum. Arayan da amma ısrarcıymış ha derken, üzerinde yazan ismi görüyorum. Israrın nedenini de böylece anlamış bulunuyorum.

13 Eylül 2011 Salı

KURDUN SONU KELEBEK

Suyun dibine doğru batıyorum... Hayallerim, hiçbiri gerçekleşememiş rüyalarım beni derinlere doğru çekiyor. Kollarımı uzatıp yukarı çıkmak istedikçe ayağım ağırlaşıyor. Gidiyorum...

30 Haziran 2010 Çarşamba

Sessizlik... huzur...

Posted by Picasa

6 Mart 2010 Cumartesi

İçindeki cin açığa çıktığında... Hiçbir şey yapamazsın...

Evlendikleri günün üzerinden tam iki sene geçmişti. Öyle ya, bugün evlilik yıl dönümleriydi. Ama kocası hatırlamamıştı bile. Sanki olağan bir pazar günüymüş gibi geç kalkmışlar, üstünkörü söylenmiş bir "günaydın"ın ardından gazete sayfalarına gömülen yüzlerle, konuşmadan kahvaltı etmişlerdi. Ardından televizyonda ne olduğuna bakmışlar, sonra da günlük işlerin hayhuyuna dalmışlardı.

4 Mart 2010 Perşembe

Kırık dökük bir aşk hikâyesi

“Ayna ayna söyle bana, en güzel gelin kim bu dünyada?”…
Sesli değil, içinden söyledi bu sözleri İpek ve kendi kendine güldü.
Gelinlik provasına her geldiğinde aynı cümle aklına takılıyordu ve gülüyordu.
Kendi kendine gülmesi bitince daha ciddi şeyler düşünmeye başladı.
Bu evlilik teklifini kabul etmekle doğru kararı vermiş miydi?